
“Ruh dünyasının kahramanları, bizim hayat kanunlarımızla yaşamıyorlar. Yaşatmak için bazen yaşamamak lâzımdır.”
“Kâinatın, beni her taraftan ihata eden korkunç ve uçsuz bucaksız mekânlarını görüyorum. Bu engin uzayın bir köşesini de ben işgal etmekteyim. Fakat niçin başka yere değil de bu noktaya gönderildiğimi, yaşamak için bana bahşedilen zamanın, benden evvel tam bir ezeliyet ve beni takip edecek bir ebediyet varken, niçin tam da bu âna isabet ettirildiğini anlayamıyorum. Ben, bir adımdan ibaretim. Bir daha geri gelmeyecek, bir an için var olan, göz açıp kapayıncaya kadar şu dünyadan göçüp giden geçici bir gölgeyim. Nereye baksam, beni saran sonsuzluklardan başka bir şey görmüyorum. Bildiğim yegâne şey, yakında öleceğimdir; fakat benim için kaçınılmaz bir şey olan bu ölümün ne zaman ve nasıl olacağını da bilmiyorum.”
…Ölüm ve sonrası… Başka hiçbir şeyin önemi yoktur insan için. Ama insanın böylesine ihmal ettiği başka şey de yok.
Dünyanın gelip geçiciliğini ve boşluğunu görmeyen kişinin, kendisi tam anlamıyla boştur.
Ah benim melek, güzel yüzlü amcam, ölmeden bir hafta önce bunlar mı dökülmüştü o pamuk ellerinle yazdığın kaleminden…





